Page 21 - ALIF_ART_ARALIK2011.indd

This is a SEO version of ALIF_ART_ARALIK2011.indd. Click here to view full version

« Previous Page Table of Contents Next Page »
2
Bir Hattat Olarak Sultan II. Mahmud
Türk hat sanatı tarihinin dönüm noktalarından biri şüphesiz Sultan II. Mahmud’un sal-
tanat devresidir. Bu dönemde, başta sultan hocası müderris Mustafa Râkım Efendi ol-
mak üzere, değerli üstatlar elinde hat sanatına yeni bir ruh üflendiği görülür. Önce-
ki yüzyıllarda gelişimini tamamlayamayan celi yazıların bu dönemde, özellikle Râkım
Efendi’nin üslupkâr elinde sınıf atladığını ve erişilmesi zor bir seviyeye yükseldiği-
ni biliyoruz. Râkım Efendi’nin sanatında söz konusu seviyeye yükselmesinde şüphesiz
kendisi de hattat olan Sultan Mahmud’un desteği büyüktür.
Mustafa Râkım’ın en ünlü eserleri, belki de, Sultan Mahmud’un annesi Nakş-ı Dil
Valide’nin türbesinin ve Tophane’deki Nusretiye Camii’nin yazılarıdır. Her iki eserin
yazıları için Râkım’ın seçilmesinde padişahın kesin onay ve desteği olduğuna kuşku
yoktur. Şu kesindir ki, Râkım Efendi seviyesinde bir hat üstadı olmasa da Sultan Mah-
mud Râkım’ın dehasını görmüş ve kendisine gereken desteği vermiştir. Padişahın şah-
sen öncelikle sülüs hattına ve özellikle celi sülüse alaka duyduğu ve bu vadide eser
verdiği söylenebilir.
Râkım Efendi’nin etkisi padişahın imzasını taşıyan pek çok eserde açıkça görülür. Nite-
kim II. Mahmud’a ait istiflerin hemen hepsinde Râkım Efendi’nin tashihi, belki de, tabir
caizse, müdahalesi olduğu kesindir. II. Mahmud’un, 1820’li yıllarda kullandığı “Mahmud
Han” ve yine bu yıllarda sıkça kullandığı “Ketebehu Mahmud bin Abdülhamid Han”,
“Ketebehu Gazi Mahmud bin Abdülhamid Han” imzalarının istif mükemmelliğinin ar-
kasında Râkım Efendi’nin bulunduğu açıktır. İstif hususiyetleri itibariyle sayılanlardan
sonra gelen “Mahmud bin Abdülhamid Han” imzasının padişahın bizzat kendi tasarı-
mı olduğu düşünülebilir. Müstakil levhalarda da Râkım Efendi’nin istife fikren dâhil ol-
duğu örnekler diğerlerinden kolaylıkla ayrılır. Örneğin, padişahın celi sülüsle yazdı-
ğı “Ya Eyyühe’n-Nebi İnna Erselnâke…” ayet-i kerimesinin ve “Şefâatî li-ehli’l Kebâiri”
hadis-i şerifinin tamamen kendi istifi olduğu düşüncesindeyiz. Buna karşın, Sultan II.
Mahmud’un; Sabancı Müzesi’nde bulunan celi sülüs “Ve mâ tevfîki illâ billâh” istifinde,
Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi’nde bulunan celi sülüs Besmele’de, türbelerde zeren-
dudları bulunan “Hasbunallâhu ve ni’me’l Vekîl” ve “Küllema dahale aleyhâ” ayetlerinin
istifinde Râkım Efendi’nin yüksek zevkinin tesiri olduğu gün gibi ortadadır.
Burada satışa sunulan İsm-i Celâl (Allah Celle Celâluhu) levhasının da Mustafa
Râkım Efendi’nin tashihi sayesinde sahip olduğu nefasete kavuştuğuna şüphe yok-
tur. Râkım Efendi’nin elinden çıkmış, akla gelen ilk mukayese edilebilir örnek, Nus-
retiye Camii’nde, mihrabın sağ üst köşesindeki “lafzatullah”tır. Kazasker Mustafa İz-
zet Efendi’nin de benzer üslupta, harekeleri farklı yerleştirilmiş, bir celi sülüs ism-i
celâl levhası İstanbul’da Ali Emiri Efendi Koleksiyonu’nda (Env. No.152) bulunaktadır.
Osmanlı sultanlarının pek çoğu hat sanatı ile yakinen ilgilenmiş olsalar da cidden hat-
tat sayılacak padişahlar bir elin parmaklarını geçmez. Sultan II. Mahmud başta olmak
üzere, bunlar arasında II. Mustafa, III. Ahmed, III. Mustafa ve Abdülmecid sayılabilir.
Celi yazıların 19. yüzyılda geçirdiği muazzam tekamülde II. Mahmud’un büyük rölü ol-
duğunu söylemekle mübalağa etmiş olmayız. 19. yüzyılın başında hat sanatına ve hat-
tatlara sahip çıkmakla kalmayıp kendi eserleri ile de hattın Osmanlı hanedan sanatla-
rı geleneğindeki yerini kuvvetlendiren II. Mahmud olmuştur.
Dr. P. Bora Keskiner