234 ALİF ART |
Genç Sanatçılar ve Osmanlı – karma Sanat Eserleri Müzayedesı
YESARİZADE MUSTAFA İZZET EFENDİ
(?- 1849)
İstanbul’ludur. Meşhur ta’lik üstâdı Mehmed Es’ad Yesârî’nin oğlu olduğundan “Yesariza-
de” diye anılmıştır. Doğum tarihi bilinmiyorsa da 1770’li yılların başında doğduğu tahmîn
edilmektedir. Zamanın ünlü ta’lik üstâdlarından olan Yesârîzâde, ta’liki babasından öğren-
miş, ondan icâzet almış, daha birkaç kişi de şan olsun diye ona icâzet vermiştir. Müder-
rislik ve kadılık etmediği halde kendisine zamanın âdetine uygun olarak Mekke, İstanbul,
Anadolu Kazaskerlik (-Kadıasker- ilmiye rütbelerinin sonuncusu ve mülkiyede bâlâlık, as-
kerlikte müşir rütbesinin altında olan Rumeli, Anadolu adıyla iki derecesi bulunan mevkî)
pâyeleri verilmiş, Hicri1255 (M.1839)’de bilfiil Kazasker olmuştur. Hicri 1258 (M.1842)’de
Takvimhâne (Devlet matbaası) Nâzırı olmuştur. Matbâa-i Âmire’yi idâre etmiş ve kendi
ta’lik hattıyla harfler döktürmüştür. Matbâa-i Âmire’de ilk defa ta’lik hatla kitap onun za-
manında basılmıştır. Yesârîzâde 1846 yılında fiilen Rumeli Kazaskerliği’ne tâyin edilmiş,
1849 yılında vefât etmiştir. Uğur Derman “Türk Hat San’atı’nın Şaheserleri” adlı kitabın-
da Yesarizade’nin hattatlığı üzerine şunları söyler: “Önceleri babasının tarzında celî ta’lik
yazan bu büyük üstâd, yavaş yavaş şîvesini değiştirmiş, 1820 yılından sonra kendi üslûbu
belirmiştir. 1834’den sonra hattatlığının en üst noktasına çıkan Yesarizade 60 yıl kadar
devam eden san’at hayatında durup dinlenmeden yazmıştır. İmzasıyla en fazla kitâbe bı-
rakan hattatımızdır…” Çok çabuk yazan Yesarizade pek çok hattat yetiştirmiştir. Kazasker
Mustafa İzzet, Abdülfettah Efendi, Ali Haydar Bey onun talebelerindendir.
(Ref: Şevket Rado,
Türk Hattatları, sayfa 209)