3
Kanuni Sultan Süleyman zamanında Avrupalıların Osmanlılara duyduğu merak ve ilgi
dolayısı ile İstanbul’a çok sayıda elçi gönderilmiştir. Çeşitli konularda bilgi toplan-
ması ve kendilerini gönderen hükümdarlarına Türklerin hayat tarzları, kıyafetleri ve
âdetlerini yansıtan resimler yapmaları için, elçi heyetlerine sanatçılar ve bilgi topla-
mak için bilim adamları alıyorlardı. Bunların yazdıkları hatıralar ve yaptıkları resim-
ler Avrupa’da Türklere karşı duyulan merakı daha da arttırdı.
17. yüzyılda Metin And’ın “çarşı ressamları” diye isimlendirdiği bir grup ressamın or-
taya çıktığını görüyoruz. Çarşı ressamları İstanbul’a gelen ve o zamanlar fotoğraf ma-
kinelerinden veya kartpostallardan mahrum olan seyyahların merak ve ihtiyaçlarını
tatmin edecek resimler yapmaya başladılar.
Bu resimlerde İstanbul halkından, resmi görevlileri, etnik, dini sınıflardan tipleri bulu-
yoruz. Batılıların “Costume Book” adını verdikleri bu eserlerdeki resimler saray atöl-
yesinin pahalı resim malzemelerini kullanmamış olsalar da ressamlardan çok başarılı
olanlar saray atölyelerine alınmışlardır.
Çarşı ressamlarından Fenerci Mehmed’de Sultan Abdülaziz’in dikkatini çekmişti. Fe-
nerci Mehmed hakkındaki tek kaynak olan Şerif Abdülkadir Hüseyin Haşim’in 1912
yılında yayınladığı makalesinden öğrendiğimize göre Fenerci Mehmed İstanbul’da
Fethiye-Draman’da yaşamaktaydı ve Beyazıd’daki atölye – dükkanında fenerler yapıp
satmakta idi. Beyazıt yangınında dükkanı yandıktan sonra resim yapmaya başlamış-
tı. İnsan resminde başarılı olan Fenerci Mehmed’in saraydan gelen bir şipariş üzerine
yapılmış olduğu tahmin edilen “Mecmua-ı Tesavir”adlı eseri en ünlü olanı olarak gös-
terilmektedir.
Fenerci Mehmed’in kendine has, ilk bakışta tanınabilen bir üslubu vardır. Öyle ki göl-
gelendirilmiş tüm yüzlerde burunlar, bıyıklar, gözler her ayrıntısı ile aynı gibi görü-
lür. Fakat dikkatli bakıldığında bazı portre özelliklerinin verildiği farkedilebilir. “Cos-
tume Book” veya “Kıyafetnâme” diye nitelendirebileceğimiz eserlerinden dört kopya-
sı bulunur; Topkapı Sarayı Müzesi (env. No A.3690), İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi
( T.9362), İstanbul’da Koç Koleksiyonu (1881 tarihli) ve Paris’te bir özel koleksiyon. İs-
tanbul Üniversitesi nüshasında Sadrazam Bayraktar Mustafa Paşa’dan “merhum” diye
bahsedilmesinden eserin 1808’den sonra yapıldığını anlıyoruz. Paris nüshası da tam
bir II Mahmud devri eseridir. Bunların herbirinde resim sayısı farklıdır.
Fenerci Mehmed Efendi’nin “Padişah Portreleri”ni içeren ve burada tanıtmaya çalıştı-
ğımız eseri ise diğerlerinden farklıdır; Osmanlı Padişahları albümüdür. Sırasıyla Os-
manlı padişahlarının portrelerini içeren “Şemailname’ler” ilk defa Sultan III. Murad
için Nakkaş Osman tarafından yapılmıştır. Sultan III. Selim, Kapıdağlı Kostantin’den
benzer bir eser yapmasını istediğinde Kapıdağlı Nakkaş Osman’ın yaptığı gibi padi-
şahları geleneksel bir biçimde otururken göstermemiş ve padişahları oval bir çerçeve
içinde ve ayakta olarak tasvir etmiştir.
Fenerci Mehmed, yaptığı padişah portrelerinde kendine Kapıdağlı Kostantin’in eser-
lerini örnek almıştır. Osman Gazi’den başlayıp, Sultan Abdülmecid ile son bulan padi-