Page 103 - ALIF_ART_ARALIK2011.indd

This is a SEO version of ALIF_ART_ARALIK2011.indd. Click here to view full version

« Previous Page Table of Contents Next Page »
10
Altın hemen her çağda az bulunan ve çok değerli bir metal olduğu için bir-
çok eşya altından yapılamamışsa da, insanlar altın tutkusundan çağlar bo-
yunca vazgeçememişler, kullandıkları eşyaları altın görünümü vermek iste-
mişlerdir. Tombaklama yöntemi böylece ortaya çıkmıştır.
Tombakçılık, Orta Asya’da, Anadolu ve Rumeli topraklarında uygulanmış;
Bizans İmparatorluğu döneminde de çok sayıda tombak yapılmıştır. Erken
İslâm döneminde altın gibi soy metallerin kıtlığı, tombaklama yönteminin
hemen her tür eserde yaygın biçimde kullanılmasına yol açmış; bu yöntem
Selçuklu döneminde de devam etmiştir. Ama tombakçılık, Osmanlılarda
hem daha büyük bir yaygınlığa erişmiş, hem de doruğuna ulaşarak maden
sanatına yeni bir boyut getirmiştir. Gerçekten de, tombak sanatı, Osmanlıla-
rın geleneksel sanatlarının en gelişmişi belki de en görkemlisidir. Saray ve
çevresinde kullanılan gündelik eşyalara altın görünümü vererek gösterişli
kılmayı amaçlayan tombak sanatı, Osmanlı’da 16. yüzyıldan 19. yüzyıl sonla-
rına kadar yaygın bir biçimde sürmüştür.
Tombaklama yönteminin, Osmanlı imparatorluğunda aydınlatma araçla-
rı, mutfak kapları gibi gündelik kullanım eşyasında ve askerî eşyada olmak
üzere iki alanda da uygulandığı görülmektedir. Günlük eşya arasında en çok
leğen-ibrik, şerbetlik, şamdan, hamamtası, gülabdan, buhurdan, kapaklı sa-
han, tas, maşrapa, su tası, güğüm, kahve sitili, fincan zarfı, fincan tepsisi,
kandil, sakızlık, divit, kemer tokası, körüklü fener ve mangallar; askerî eşya-
da ise at koşumu takımı, miğfer, asa, kalkan, tören alemi, kılıç kını, at alın-
lığı gibi savaş gereçleri ve silâhlar tombaklanmıştır. (Ref: Fulya Bodur, Türk
Maden Sanatı, 1987)
Altın ve gümüşün bir özelliği de civa içinde çözülebilmeleri yani sıvılaşabil-
meleridir. Bu, civa ile altın karışımı sıvıya amalgam denir. Bu özellikten ya-
rarlanılarak gerçekleştirilen yıldızlama ya da Osmanlıca adıyla tombaklama
tekniği ile çok sağlam ve düzgün bir kaplama elde edildiği için günümüze
kadar kullanılmıştır.
Tombaklama yapmak için “cam veya porselen bir kabın içinde” civa ve çok
ince kıyılmış 24 ayar altın karıştırılır. Bu karışım “ahşap bir çubukla” ka-
rıştırılarak, altının civa içinde tümüyle çözülmesi yani sıvılaşması sağlanır.
Daha sonra ince bir tülbentle süzülen sıvı alaşım yani amalgam kullanıma
hazır hale gelmiştir. Altın kaplanacak eşyanın yüzeyi bütün oksit ve kirler-
den temizlenip kurutulur. Tombak yapılacak yüzeye bir fırça, mantar par-
çası veya bez tampon ile amalgam yedirilerek sürülür. Tombaklanmış eşya,
“küllenmekte olan odun kömürü ateşi” üzerine konularak veya düşük ısıda
fırınlanarak civanın uçması sağlanır. Bu safhada buharlaşan civanın solun-
ması son derece tehlikelidir ve geçmişte bu mesleği yapan ustalarda hayati
sorunlara yol açmış, genç yaşta vefatlara sebep olmuştur. Bu nedenle ustalık
isteyen ve incelikleri olan bir sanattır. Geriye kalan altın yüzeye iyice sızmış
ve yapışmış olduğundan, kaplama oldukça kalitelidir. Civa içinde 1000 ayar
saf gümüş çözülerek gümüş tombaklama da yapılabilir.